MÜCBİR VEDA: Mücbir Sebepler Neleri Değiştirdi?

Mücbir Sebepler, karantina sürecinde yayınlanan bir Instagram Live show’unun ismi. Evet, bu son cümlede alışık olmadığımız iki olgu var. İlki, karantina. İnsanlık tarihinde ender rastlanan bir dönem yaşadık Covid-19 pandemisi sebebiyle ve salgının ülkemizde pik yaptığı dönemde imkanı olan herkes kendini karantinaya aldı. Diğeri ise Instagram Live. Sosyal medya denince akla gelen her şeyi bünyesinde barındırmaya çalışan Instagram’ın canlı yayın özelliği. İnsanların anlık aktarım yapmak (özellikle konser vs.) veya takipçi ve arkadaşlarıyla sohbet etmek istediklerinde kullandığı bir yerdi burası. Detaylarını pek bilmiyorduk. Konuk varsa ekran ikiye bölünüyordu falan filan. Bunun bir “medium” olabileceği, asla aklımızdan geçmiyordu, en azından benim için öyle. Ve fakat Melikşah Altuntaş ile Bartu Küçükçağlayan’ın sunduğu Mücbir Sebepler, karantinanın nadir nimetleri arasında katıldı ve ülkemizin ilk IG Live show’u olmayı başardı.

Önce Mücbir Sebepler’in başarılarını ve bunu nasıl elde ettiğini sıralayalım. Mücbir Sebepler, adını duyurmasının ardından ortalama 60K anlık izleyici ile yoluna devam ediyordu yanlış hatırlamıyorsam. Maksimum da 140K’ları gördü. Herhangi bir dijital canlı yayın platformu için bu sayılar oldukça fazlayken, çoğunlukla telefondan kullandığımız Instagram için hayli hayli fazla oluyor. Ha, hiç bahsetmedim, programın konusu magazindi genel olarak. Altuntaş & Küçükçağlayan duo’su, magazin gündemini eğlenceli bir şekilde yorumluyordu. Başlarda daha hazırlıksızlarken; konular, tweetler ve videolarını hazırladıkları bir noktaya geldi Mücbir. Dolayısıyla, muhabbetlerinin yanı sıra sırf gündemi öğrenmek bile eğlenceli oluyordu.

Muhabbet demişken, IG Live’da sürekli akan bir yorum kısmı mevcut. Burada takipleştikleriniz öncelikli olmak üzere yorumları görebiliyorsunuz. Gerek izleyicilerin kendi arasında muhabbet etmesi, gerekse ünlülerin mavi tikli camiasının (Mücbir dilinde matikliler) attığı komik yorumlar ile sosyal bir ortam da oluşturuldu programda. Bu ortamın yanı sıra, kendi dilini de oluşturdu Mücbir. @nocontextmucbirsebepler hesabında bolca göreceğiniz terimler yarattılar: Komşu beyler, güllaç reisler, matikliler…

Politically correct şakaları bir yana, Bircan Bali’nin chate gökkuşağı attığı bir program olmuştur Mücbir.

Tüm bu başarıyı sohbetlerinin kalitesinin yanı sıra, samimiyetlerine de borçlular. Sarp Apak’ın aniden ev haliyle konuk oluşu, telefonla yapılan bir yayın olduğu için birçok aksilik çıkması, bu aksiliklerle mücadelenin ekrana yansıması derken aşırı samimi bir ortam oluştu. Böylelikle, Bartu’nun aşırı ünlü insanları aniden yayından atması itici durmadı. Aşırı ünlüler demişken, kendilerine haklarını teslim edelim.

Mücbir Sebepler dilden dile yayılan bir programdı.

“Ya, Melikşah’ı biliyo musun? Yok mu. Hani Bartu var ya yaa, bu Büyük Ev Abluka- ha dinlemiyosun. Şey ya, Gülse’nin dizisinde vardı böyle ağzı yamuk olan. Hah, Orçun! Ya geceleri bir program yapıyolar çok komikler bir izlesen!”

Bu şekilde yayılan program, karantinadan dolayı evde oturan ünlüler arasında da yayıldı. Sıkılan, arkadaşlarını izlemek isteyen veya belki de biraz göz önüne çıkmak isteyen ünlüler, bu yayında toplaştı. Kah konuk oldular, kah yorumlarıyla eğlendirdiler. Bu durum, birçok insanın telefonuna giden “bartu_kucukcaglayan iremderici ile canlı yayına başladı” bildirimlerinin de etkisiyle Mücbir Sebepler yuvarlandı, yuvarlandı, çığa dönüştü.

Tabii ki bu popülerlik, beraberinde antipatiyi de getirdi. Çünkü çok gülüyorlar, çünkü kendi aralarında konuşuyorlar. Açıkçası bu kadar “inside joke”un olduğu bir ortama dahil olmak yeterince zor olduğu için, antipati besleyen arkadaşları da anlıyorum.

Bu antipatinin farklı versiyonları da var, ki daha haklı olduklarını söyleyebilirim. Bu noktada kişileri önceden bilen, hala seven ama programa antipati duyan insanlardan bahsediyorum.

Birincisi, Mücbir’i en baştan beri izleyenler. Ekşi Sözlük’e daldığınızda zaten bunu anlayabiliyorsunuz. Başlarda şov hakkında çok entry yok, olanlar da övgü dolu. Melikşah’ın zekası ve esprileri övülüyor mesela. Fakat Mücbir büyüdükçe ve ünlülerle doldukça şovun hatırı sayılır bir kısmı, insanların birbirine bakıp yarılmasıyla geçer oldu. Dolayısıyla sıkı takipçiler bu kısmı eleştirdi. Şahsen ben de düzenli olmasa da ilk zamanlarından beri dahil oldum programa, ama “entertainment” kısmı tatmin etmeye devam ettiği için rahatsız olmadım.

İkinci versiyon ise, kalitesizlik eleştirisinde bulunanlar. En haklı bulduğum kısım bu. Çünkü sinema eleştirilerinden, BantMag yazılarından tanıdığımız Melikşah ile ödüllü tiyatrocu, Büyük Ev Ablukada’nın solisti Bartu’yu, “kalitesiz” bulunan magazin programında görünce şaşırıyorsunuz. Magazin ve gıybet içeren, dolayısıyla birçoklarınca boş bulunabilecek bir konseptte Mücbir. Ama işte, Bant Mag. Sinema Programı ile değil, Mücbir Sebepler ile meşhur olunabiliyor bu dünyada. Dolayısıyla umuyorum ki, Mücbir ile bu ikiliyi tanıyan kitle gider Melikşah’ın ve Bartu’nun eski işlerini tüketir, Melik’e attıkları takip onları Mubi’yle tanıştırır. Yoksa gerçekten bu duo’nun insanlar tarafından “magazin programcısı” olarak tanınması çok üzücü olurdu.

Magazin olayı bizi Ezgi Mola’nın kanalındaki şu videoya götürecek. Burada, sinefil, sinema nerdü, Agnes Verda hayranı, Cannes Film Festivali görmüş olan Melikşah, magazin hobisinden bahsediyor. Öğreniyoruz ki Bartu ile Melikşah zaten bir magazin programı yapmayı düşünüyormuş! Ve fikir Bartu’dan çıkmış.

Yani samimiyet dedik ama, önceden planlı bir kısmı da var Mücbir’in. İşte bu da bizi, yazıyı yazmama sebep olan “büyük oyuna” getiriyor. Mücbir Sebepler REKLAMCILIĞI değiştirdi arkadaşlar.

Mücbir Sebepler’i birçok insan yaptıkları efsane ürün yerleştirme ile hatırlıyor. Program esnasında Bartu ile Melikşah buluşmaya karar veriyor. Bartu evinden indiğinde moov by Garenta’nın aracını görüyor. Araca biniyor, Mücbirce’de “karıcım” olarak bildiğimiz eşi kameraman olarak eşlik ediyor ona. moov by Garenta bu esnada yorumlar kısmına geliyor mavi tikiyle. Melikşah evinden inip araca biniyor ve biz baya bu ikilinin karantinadaki -bildiğimiz kadarıyla- ilk karşılaşmalarına tanıklık ediyoruz. Yetmiyor arkadaşlar, ekip Kadıköy’ü arşınlarken önleri kesiliyor telefonda kendileri izleyenlerce. Yetmiyor, İNSANLAR BALKONLARA ÇIKIYOR. Bakın, o anı canlı izlediyseniz bile şu anda tüylerinizin diken diken olması lazım çünkü bu eğlence sektöründe görmediğimiz bir şey. Balkonlara çıkan insanlar, SARP APAK BUNU ATLATAMAYACAKSIN diye bağırıyor! Hani İtalyanlar’ın balkonlarda şarkı söylemesi gibi, akşam alkış tutmak için pencerelere çıkmak gibi bir birlik oluşuyor Kadıköy sokaklarında. Ve anlık gelişen tüm bu aksiyona telefonumuzun 5 inçlik ekranından şahitlik ediyoruz. İnanabiliyor musunuz?

Bu ürün yerleştirme ile popülerliği iyice artan Mücbir, her gün reklam almaya başlamıştı. Ve her seferinde de ürünü akışa çok zekice yerleştirdiler. Reklamdan keyif alan bir hale geldik. Ürünü arka plana atarak da yapmadılar bunu, basbayağı gözümüze soktular.

Açıkçası sevgili okurlar, reklam senaryosunun bu kadar içerik üreticisine bırakıldığı bir mecra yok. TV reklamlarından bıkıp dijital yayıncılık yapanlarda bile ajanslar tutucu davranabiliyor. “Reklam” algısı böyle bir şey çünkü. Ancak, Melikşah ve Bartu bunu kırdı. Ajanstan gelen brief’lere karşın, Bartu’dan müşteriye giden bir ses kaydına indirgediler olayı. Markaların hesaplarının yorumlar kısmında şaka yaptığı bir ortam oluşturdular. Ve bunu her gün yapabildiler. Böylesi bir mecraya reklamı getirmelerinin yanında, reklam nasıl yaratıcı sunulur, ajans nasıl içerik üreticisine alan sağlar hepsini tek tek gördük.

Bartu Küçükçağlayan bu konuda deneyimli aslında. Kendisine olan hayranlığımın sebeplerinden biridir “MegaTeknoForce” Youtube kanalı. Garanti Bankası’nın reklam projesi olan bu kanalda Bartu ile Feyyaz Yiğit, teknoloji kanalı sahibi iki tiplemeyi canlandırıyor. Kendileri içeriğin yaratım sürecine ne kadar dahil bilmiyorum – ama formatlar kesinlikle bu ikilinin zihin süzgecinden çıkmış gibi duruyor. Çark-ı Şarkı ve Tekno Düello gibi içeriklerle çıktıkları yolda, Oyun Oynayış ile zirve yapmışlardı bence. Oyun Oynayış’ın fikrinden ziyade inanılmaz bir prodüksiyonu var. Buraya kadar okuduysanız tahminimce izlemişsinizdir ama izlemediyseniz şu an yazıyı bırakın ve ne demek istediğimi anlayın.

GTA şeklinde bir set yaratmak, herkesi o şekilde hareket ettirmek, üstüne bunu seslendirmek ve buna reklam yedirmek. İnanılmaz. Özellikle herkesin aynı anda öldüğü sahne favorim, müthiş emek var o işte. Bana ve birçok kişiye oturup reklam izlettirecek kadar büyük bir emek. Koskoca bir bankaya bunu sağlatmak büyük bir başarı.

Tüm bunların yanında özel günler için yaptıkları organizasyonu es geçmemek lazım. TV’de reyting rekorları kıracak bir organizasyonu, telefon ekranından konuk davet edilecek şekilde ayarlamak; bu esnada girişimcileri desteklemek falan inanılmaz bir prodüksiyon başarısı gerçekten.

Yani, sevin ya da sevmeyin, Mücbir Sebepler birçok yolun kapısını araladı. Bunları geliştirmek artık içerik üreticilerine kalmış bir durum. Sezon finali yaptıklarından beri ne IG Live’da, ne reklam sektöründe bu tarz içeriklere rastladığımı söyleyemeyeceğim. Ama Mücbir Sebepler nasıl devam edecek çok merak ediyorum. Hani şöyle diyeyim, ben Mücbir’i izledikten sonra dedim ki “abi bu format neden Youtube’da –  hatta NeyseNe kanalında – iyi bir prodüksiyon ile devam etmiyor?” Ancak Bartu’nun Ezgi Mola videosunda söylediği, kendilerine ajanslardan daha oturmuş bir platforma geçmeleri yönünde bir teklif gelmediği. Gerçekten ajanslara buradaki samimiyeti anlayıp sevdikleri için ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Buraya kadar okumayı başaran kişilerdense şunu istiyorum, yorumlara J yazın lütfen 🙂

Ek okumalar:

https://webrazzi.com/2020/05/07/instagram-in-beyaz-show-u-mucbir-sebepler/

https://medium.com/t%C3%BCrkiye/reklam-nas%C4%B1l-izletilir-m%C3%BCcbir-sebepler-c1244a169187

https://gq.com.tr/roportaj/mucbir-sebepler-evreninde-neler-oluyor