Koronavirüs Günceleri #2

İlk yazıya çok güzel bir yorum geldi: “Normalde böyle bir yazı okurken sıkılırdım ama senin dilin çok güzel.” Koronavirüs Günceleri’nde amaçladığım şey bu aslında, iyice darlandığımız bu durumu, pek de sıkmadan ve normalde dikkatimizi çekmeyen halleriyle ele almak.

Serinin ilkinde bulaş şekillerini, ikinci dalga tehdidini ve virüsten korkmayan insanları konuşmuştuk. Şimdi, pandemi sürecindeyken pek fark etmediğimiz; ancak ilerleyen dönemlerde çok konuşulacak bir durumu ele almak istiyorum: Ülkeler.

Yeni tip koronavirüse karşı, her ülke farklı tepki gösterdi. “Globalleşen” diye tabir ettiğimiz dünya aslında o kadar global olmadığını fark etti bence. Bilgi çağında, minicik bir virüse 80 Günde Devr-i Alem gibi yeryüzünü karış karış gezdirdik. Evet biliyorum, MERS’le SARS’ın Uzak Doğu dışında pek etki etmeyişi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin veri saklaması gibi etmenler bilgi paylaşımına engel oldu. Bu gerçekleri de içeren Netflix’teki Coronavirus Explained belgeselini de öneririm bu arada.

Medeniyet Dediğin Tek Kişi Kalmış Canavar

Mesela, imrenerek baktığımız, “İskandinavya’ya kaçma” hayallerimizi süsleyen o güzel ülke İsveç, hata yaptığını kabul etti. İsveç’te süreç boyunca 50’den fazla insanın bir araya gelmesi yasaklansa da (zaten herhangi bir İsveç kasabasında o kadar kişi yoktur bile dediğinizi duyar gibiyim) kafe, spor salonu ve hatta 16 yaşından küçükler için okullar bile açıktı. Ancak ülkenin baş epidemiyolojisti şimdi olsa farklı davranırdık diyor, aha da detayları şu linkte.

Danilo Zanna değilseniz Google Translate’e ihtiyaç duyacağınız bu linkte ise İtalya’daki ölümlerin yüksek olması, oradaki büyükanne/baba ile torunlar arasındaki yüksek etkileşime bağlanıyor. Benzer bir mantıkla, ülkemizde vaka sayısının fazlalığına rağmen ölümlerin düşük olması genç nüfusa bağlanabilir, en azından açıklanan veriler doğrultusunda.

Veri güvensizliği konusunun da sadece Türkiye’de yaşanmadığını gördük. Birçokları aynı dertten muzdarip. Ama onların en azından grafik tasarımcı sıkıntısı yok. Diğer ülkelerin veri görselleştirme şekillerini Çağhan Kızıl’ın şu flood’undan inceleyebilirsiniz.

ABD’de ise Trump yönetiminin, pandemileri önceden tespit edebilecek olan 200 MİLYON DOLARLIK (8’le çarpın) bir projeyi iptal ettiğini biliyoruz. İsmi gayet kör göze parmak olan PREDICT projesi, salgın patlak vermeden sadece 2 ay önce durdurulmuş. Makale içinde makale okumayı sevmeyenler için özetleyeyim: PREDICT sayesinde 2009’dan beri pandemiye sebep olabilecek 1200 virüs saptanmış ki bunların 160’ı koronavirüs ailesindenmiş. Ayrıca Wuhan’da SARS-CoV-2’yi saptayan laboratuvar da bu projenin saha operasyonlarına dahilmiş.

Süreci mi Yönetmek, Yöneti mi Süreçmek?!

Trump’tan bahsetmişken, aslında bu yazıyı yazmama sebep olan ve tüm Covid-19 sürecinde en ilgimi çeken makaleyi paylaşmak istiyorum: “When Disease Comes, Rules Grab More Power.”

Salgın, halihazırda demokrasisi sorgulanan ülkelerin yöneticileri için fırsata çevirebilecekleri bir durum oldu. Yazıda buna birçok örnek mevcut. Macaristan başkanın ülkeyi “acil durumda oldukları için” kararnamelerle yürütme yetkisine sahip oldu. İsrail’de Netanyahu tekrardan güç kazandı, halkı gözetleme yetkisini arttırırken kendi mahkemesini erteletti. Yapılanları “corona-darbesi” olarak tanımlayan bir gazete bile oldu. Bunların yanı sıra, ülkemizi konu alan makaleler de yayınlandı tabii ki.

İngiltere’nin sürü bağışıklığı denemesi çok tepki çekti, Malezya’da kadınlara kocanıza rahatsızlık vermeyin diye uyarı yapıldı. Önceki yazıda bahsettiğim üzere, maske takmaya yeltenmeyen erkekler, şimdi de dırdıra gelemiyordu anlaşılan…

Koronavirüs cinsiyet eşitsizliğinin yanı sıra, ırksal eşitsizliği de gözler önüne serdi. Amerika’daki istatistiklere baktığımızda ölüm oranlarında siyahilerin yoğunluğu dikkat çekiyor. Nisan ayındaki habere göre, Michigan eyaletinin sadece %14’ü siyahi olmasına rağmen vakaların %33’ü ve ölümlerin %41’i siyahilerdenmiş. Onların daha düşük maaşlı işlerde çalışması, sosyal adaletsizlik ve kronik rahatsızlıklarının daha fazla olması gibi birçok sebep var bu durumu etkileyen. Daha fazla bilgi ve istatistik için yazıya bakıp şokunuzu arttırmanızı tavsiye ederim.

İçimiz bu kadar daralmışken, virüsün pozitif bir etkisiyle veda edelim. 10 yıldır Hong Kong’daki hayvanat bahçesinde yaşayan iki panda, sonunda çiftleşebilmiş. Karantinada sonunda ziyaretçi gözlerinden kurtulan çift, rahatlamış görünüyor diyerek Koronavirüs Günceleri’nin ikincisine veda ediyorum.